
Ahsen Küçükçalık ART
Hakkında

Ahsen Küçükçalık, Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi eğitimi sonrası 28 yıllık kurumsal kariyerinin ardından 2019 yılında alışılmadık bir dönüş yaparak kendini tamamen resme adayan Türk çağdaş realist sanatçıdır.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştiren sanatçı, farklı atölye eğitimleriyle sanat pratiğini derinleştirerek, gerçekçiliğin sezgiyle buluştuğu özgün bir görsel dil geliştirmiştir.
Resimleri ışık, yansıma ve dönüşüm kavramlarını ortaya koyar; altın yüzeyler, sıvı ışık ve sembolik unsurlar, içsel değişimin görsel metaforlarına dönüşür.
Sanatı, güzelliği yalnızca bir dekorasyon olarak değil, kaosu berraklığa dönüştüren bir güç olarak görmeye davet eder.
Kolektife katkıda bulunmayı ve bilgi paylaşımını önemseyen sanatçı, birikimlerini aktarmak için resim atölyeleri düzenlemekte; içindeki sanatçıyı uyandırmak ve geliştirmek isteyenlere sanatçı danışmanlığı vermektedir.
MANİFESTO
Karmaşıklıklar ve karşıt görüşlerle dolu bir dünyada sanatım, bizi çevreleyen doğal güzelliği kutlayan bir ışık feneri olarak duruyor. Bir sanatçı olarak, toplumumuzun içinde gizlenen karanlıktan değil, doğanın ve insanlığın bize bahşettiği sınırsız güzellikte ilham buluyorum.
Doğuştan gelen iyimser mücadeleci ruhumu kucaklayarak, karşılaştığımız zorluklar dahil her şeyin daha büyük bir amaca hizmet ettiğine inanıyorum. Çirkinlik üzerinde durmak veya olumsuzluğu dile getirmek yerine, yaratıcılığımı pozitiflik ve umut yayan güzellik yaratmaya yönlendirmeyi seçiyorum.
Hayatın uçsuz bucaksız tuvalinde, gerçekliğimizi şekillendiren duyguların, düşüncelerin ve kelimelerin ahenkli senfonisinden yararlanıyorum. İyi ve güzel olana odaklanarak sanatım salt estetiği aşıyor, sezgilerimin derinliklerinden saf sevginin bir ifadesi haline geliyor.
Sanatın toplumsal veya aktivist bir duruşa uyması gerektiği fikrini reddediyorum. Bunun yerine, doğanın harikalarının özünü ve insan kalbindeki iyiliği yakalamaya çalışıyorum.
İkililik inancının sınırlarının ötesinde, sanatımla kalpleri birleştirmeye, sevginin ışığı içinde korkuyu çözmeye çalışıyorum. Bunu yaparken, sevme kapasitemizin korkuyu ortadan kaldırdığına ve olumsuzluğa yer bırakmadığına inanarak, iyi ve kötünün zıt güçler olduğu fikrine meydan okuyor ve birliğe yürüyorum.
Fırçanın her darbesinde ve boyanın her tonuyla, ilahi aşk kaynağından gelen yol gösterici bir el olan sezgisel bir güç beni harekete geçiriyor. Sanatım, olumsuzluğu güzelliğe dönüştürme niyetiyle sevginin özünü yakalayıp tuvale yansıtıyor.
Sanatım aracılığıyla, sizi iyinin ve sevginin hüküm sürdüğü, sınırsız güzellikteki BİRlik yolculuğa bana katılmaya davet ediyorum. Var olmanın hafifliğini kucaklayarak ve ruhlarımızın evrenle uyum içinde uçmasına izin vererek, kendi yaratıcı gücümüzü ve çevremizde yaratabileceğimiz mucizeleri kutlayalım.
Ahsen Küçükçalık
30.03.2022
FİRAR – Bir Sanatçının gerçek yaşam öyküsü
Roma seyahatim sırasında Vatikan Sistin Şapel’ine adım attığım o nefes kesen anı dün gibi hatırlıyorum. Duvarlardaki Botticelli, Perugino, Signorelli, Rosselli, Michelangelo’nun resim ve heykellerine büyük bir şaşkınlık, hayranlık ve itiraf etmem gerekirse biraz da kıskançlıkla saatlerce öylece bakakaldığım o an; renkleri, kokusu, duyguları ile hafızamda capcanlı hala.
Çocukluğundan beri çizmekten, boyamaktan, tasarlamaktan zevk almış bir genç kız olarak sanatın bir dalında okumak isterken Boğaziçi Üniversitesi "İş İdaresi" bölümünü bitirmiş ve uluslararası bir sigorta şirketinde çalışmaya başlamıştım o sıralar.
Sonrasında çeşitli kademelerde geçen tüm başarılı profesyonel çalışma hayatım boyunca, tüm bu işlerimi severek büyük bir çoşku ile yapmama rağmen, içimdeki boşluk hissi hep orada kalmaya devam etti. Resim yapmam için beni çağıran ince cılız bir iç sese verdiğim cevaplar ise “ben kim oluyorum da sanat eğitimi bile almamış biri olarak o kadar güzel resimleri yapacağım” oluyordu. İçeride biriken bu yaratım enerjisi kendini dışarıda akacak alan bulamayınca beni çoğu zaman depresif, mutsuz ve özgüvensiz hissettirdi. Resim, benim öz kimliğimle bağlantı kurmama yardımcı olan, kelimelerle söyleyemediklerimi ifade etmeme imkan sağlayan ve dolayısı ile beni özgürleştiren en büyük araç oldu.
Şu andaki yaratım sürecim bir tür kanallık gibi. Genelde kafamda bir fikirle resim yapmaya başlarım. Ama süreç ilerlerken sanki resmin kendi özgür iradesi varmış gibi gelişimi eline alır ve yol boyunca kulağıma kendi isteklerini fısıldar ya da doğrudan kendi bildiği gibi davranır ve ben de bu akışa izin veririm. Sonuçta ortaya çıkan, ilk başta aklımdan geçenden bambaşka ve daha güzel bir şey olur ve bana bir hikaye anlatır. Bu süreç bendeki bir şeyi değiştirir, dönüştürür, iyileştirir. Bu dönüştürücü enerjinin hissiyatı izleyicilere de geçer ve izleyenin de dönüşmesine vesile olur.
Bu sevgiyi, şefkat ve güzelliği, şifayı dünya'ya resimlerimle yaymak benim görevim.
Dünyayı sevgi ve şefkat yönetsin !
Ahsen Küçükçalık