Ara
  • Ahsen KÜÇÜKÇALIK

RUH & KİŞİLİK


Öyle heyecanlı, öyle mutluydu ki dokuz aylık bekleme sona ermek üzereydi, bu hep o beklediği andı. İşte annenin doğum sancıları başladı, yol açıldı, tünelden bir ışık gördü. Sevinçten, heyecandan kıpır kıpırdı, mutluluktan havalara uçuyordu. Bir ruh olarak dünyaya ilk adımını atacaktı. Acaba nasıl bir yerdi, ya anne babası ? Afacan bir çocuğun yüreği ve sevinci ile gördüğü ışığa doğru tünelden kafasını uzattı ve hooppp kayıverdi ve ebenin ellerinde işte havadaydı . “Çok eğlenceli !” diye haykırdı.

Ebe minik kızı anneye uzattı. Anne sarsılmış olsa da miniği göğsüne yasladı, ve ilk kez annesi ile göz göze geldi. “Aaaa !” dedi “Ne kadar güzel bir annem var, bayıldım ona, ne güzel gülüyor bana. “ Sonra kapıdan bir adam girdi. Annenin yanına yatağa oturup kolunu annenin omzuna atarak biraz öne doğru eğildi ve ilk göz teması baba ile “ Aaaa!” diye sevinçle haykırdı yine. “Ne güzel bir baba. Annemi de seviyor. Ne güzel bir tablo olduk biz böyle. O da çok mutlu benim gelmemden. Ben iyi ki gelmişim bu dünyaya, çok eğleneceğiz hep beraber çokkk J”

RUH daha ilk doğum anında bile kendini bilir, bu dünyaya gelmek ruh için muhteşem bir sevinç ve kutlanası bir olaydır. Halen kaynakla bağlantıda olduğu için saf neşe ve kabul içindedir. Bu nedenle bir bebek, küçük bir çocuk her zaman içinden geleni yapar. O anda ağlamak istiyorsa ağlar, gülmek istiyorsa güler, acıkmışsa yemek ister, altına yapar. Sadece içinden geleni geldiği anda yapar, kendi olmaktan başka bir şey düşünmez. Zamanla odağı dış dünyaya kaymaya başladıkça, kaynağı ile bağlantısı zayıflar. Çünki sevdikleri ona gülme zamanı, yemek yeme zamanı, uyuma zamanı, çalışma zamanını öğretir, o anda bunları isteyip istemediği sorgulanmaz. O ayıp, bu günah, sana yakışmıyor, yakışıyor seslerini sevgi görmek için kabul eder. Acıkmasa da yemek saati yemek yemelidir, uykusu gelmese de uyuma zamanı uyumalıdır … Kafadaki sesler annenin, babanın, öğretmenin, bir arkadaşın sesleridir. Ve bu sesleri artık kendi sesi zannetmeye başlar ve kişiliğini oluşturur. Bir kişinin ruhu ile bağlantı seviyesinin ne kadar kuvvetli olduğu o kişinin kimliğinin gerçeklik derecesini belirler. Ne kadar kopuksa o kadar sahte bir kişilik geliştirmiştir ve kendi içinde sürekli bir çatışma halindedir. Çünki kendi olduğunu zannettiği şey aslında diğerlerinin onun için biçtiği kıyafetlerdir. Kişinin doğum anından yetişkinliğe kadarki zamanda toplum onun ruhu ile bağlantısını yavaş yavaş koparırken, tüm yetişkinlik zamanını da ruhuyla yeniden bağlantıya geçmeye çalışmakla harcar.

Ruhla bağlantıya geçmek kendin olmak demektir. Kafanın içindeki tüm diğer sesleri susturmak ve sadece kendi kalbinin sesini duymak ve ona göre yaşamak. Kendin olmak, BEN ve KENDİM ikileminden kurtulup TEK olmaktır.

Bu dünyadaki en güzel kişi kendi olma cesaretini gösterebilmiş kişidir. Günün sonunda çünkü büyük ödülü kendi olmayı başarmış olan alacaktır.

Yazan: Ahsen Küçükçalık

Fotoğraf : kaynak Pixabay

#KİŞİLİK #RUH

53 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

MASKE