Ara
  • Ahsen KÜÇÜKÇALIK

Bir Paris Hikayesi


Elinde çok sevdiği pembe valizi Paris merkeze geldi. Daha o anda Paris’in ağır havasını hissetti. Yol yorgunluğudur, geçer diyerek otele yöneldi. Temizlenip, biraz dinlendikten sonra sırt çantasını alıp Eyfel’e doğru yürümeye başladı. Bahar havası, hafif ılık güneş tam yürüyüş günüydü. Geçtiği sokaklarda ya da etrafta onu rahatsız edecek gözle görünür bir şey yoktu fakat kalbine oturmuş kocaman karanlık bir ağırlık taksiden indiğinden bu yana geçmemişti. Ne kadar etraftaki neşeli turistlere, parktaki cıvıltılı kuşlara, ulu ağaçlara, Eyfel’in ihtişamlı görüntüsüne, ya da cafede içtiği kahvenin nefis kokusuna, yediği kruvasanın güzel tadına odaklanmaya çalışsa da ne yapsa bu ağırlıktan kurtulacak gibi değildi. Kendini “Aşıklar Şehri” olarak anılan Paris’in tadını çıkarmamakla suçladı.

Gezi otobüsünün kulaklığından Bastille ve Concorde meydanlarında ortaçağda kullanımına başlanan ve binlerce kişinin idam edilmesinde kullanılan giyotinden bahsedildiğini duydu. Kulak kabarttı; ” Giyotin ilk kez 1792 senesinde Dr. Joseph Ignoce Guillotin tarafından hızlı ve acısız olduğu iddiasıyla bir idam makinası olarak tasarlanıp yasal olarak Fransa’nın idam şekli olarak 1939 senesine kadar kullanıldı. Sadece Fransız devrimi sırasında, halka açık meydanlarda toplumsal bir olay olarak en az 2.500 kişinin öldürülmesinde kullanıldı.”

İşte o sırada kalbinde hissettiği karanlık gözlerinin önüne film şeridi gibi aktı. Sanki bir zaman yolculuğu yapmış ve geçmişe dönmüştü. Aynı meydandaydı ama bu sefer hırpani kıyafetler içinde müthiş bir korku ile etrafında olup biten dehşeti izlerken buldu kendini. Her yer kırmızı kan gölü, meydanın ortasına kurulmuş sahnede birkaç giyotin, yanında cellatları, aynı anda birkaç kişiyi birden idam ediyorlar. Kan ve pisliğin dayanılmaz kokusu burnunun direklerini sızlatıyor. Kulaklarında kalabalığın sesi, haykırışlar, bağırışlar, arada alkış sesleri…

Tabi yaa … İşte bu ! Paris’e ayak bastığından bu yana tüm hissettikleri …

Paris’in yaşadığı ölüm ve vahşetler sadece Fransız devrimi ile sınırlı da değildi; 1793-1796 Vendée Soykırımı, 24-25 Ağustos 1572 Saint Barthelemy Katliamı, Kölelik Dönemi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hitler'in Fransa'daki işbirlikçisi Vichy Hükümeti Dönemi, Bastille ayaklanması … İnsan eliyle olan katliam ve vahşetlerden başka Kara vebanın binlerce kişiyi öldürmesi de cabası.

Bu meydan, bu ağaçlar, bu taşlar, bu binalar, hepsi de bu vahşeti gördü, yaşadı. Ve hala hafıza kayıtlarında tutuyorlar. Dünyanın kristal ızgarası da tüm geçmiş yaşanmış bilgileri bir kayıt cihazı gibi o anda orada barındırıyor. Böylece kendini suçlamaktan vazgeçip tüm geçmiş yaşanmış karanlıkları orada bırakmaya niyet etti. Onları bugünün aydınlık bilinci ile aydınlattı ve kendi duyguları olarak yaşamamaya ve orada tarih sahnesinde bırakmaya karar verip tüm bu ağırlıktan kendini özgürleştirdi. Kocaman derin bir nefes aldı. Kalbi hala çarpmaya devam etse de, kendinin olmayan karanlığı bırakıp, kendinin olan pembe valizine odaklandı .

Bir dahaki Paris ziyareti isminin hakkını verip “Aşk” dolu olacaktı .

#paris #pembebavul #kişiselgelişim #kısahikaye #hikaye #yazar

142 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

MASKE